Cinayeti kör bir balıkçı gördü
Yaşadığımız şehirde bir esnaf ekonomik nedenlerden dolayı hayatından vazgeçti. Yaşadığımız şehirde olması bunun Konya Çumra’da olmasından daha farklı değil gibi görünse de farklı. Önünden az önce geçtiğin, alışveriş yaptığın, fiyat sorup sonra yaptırırım dediğin, aynı çay ocağından çay içtiğin bir insan geçinememe gerekçesiyle hayatından vazgeçiyorsa bu insanın böğrüne oturuyor. Vaz geçilen hayattan geriye iki çocuk ve bu çocukların sırtını dayayacağı bir dağdan yoksun kalması olunca sokağa giresi gelmiyor insanın.
2001 de atılan yazar kasanın çeyreği kadar gündem olamadı anahtarcımız. Büyüme rakamları ve yaşanan krizi kamufle etmek için krediye boğulan binlerce esnaftan bir tanesi. Dükkanının etrafında kaç tane boş dükkan var şimdi? Kapanmış çok eski lokantalar, ayakkabıcılar…
Neden gündem olmadı? Varlığı ne kadar gündem oldu ki esnafın? Komik kira yardımları sulu yemek yapan ama paket servis hariç hizmet vermesi yasaklanan lokantanın ne işine yarar? Ayakkabıcının, kahvehane sahibinin hangi derdine ilaç olur bin lira? Kapanan, yani hizmet vermesi bir yıldır yasaklanan binlerce mekan var; ve buralarda kayıt dışı çalışan yüz binlerce garson, müzisyen, bulaşıkçı, bodyguard var. Düğün salonları? Fotoğrafçılar? Bunlar ne yer ne içer? Düşünen var mı?
Vekil bey mecliste ‘ekonomik nedenler miş gibi, geçinemiyor muş gibi anlatmak hoş değil’ diyor. Ne diyeceğiz?
Anahtarcı esnafımız düpedüz bu krize kurban gitmiştir.
Atilla İlhan Cinayet Saati şiirinde
‘Cinayeti kör bir kayıkçı gördü.
Ben gördüm kulaklarım gördü.
Hiç biriniz orada yoktunuz’ der.
Hepiniz oradaydınız.


Bende gördüm.
Selamlar hocam