Başka türlü topcular
Maradona verdiği bir röportajda, “1987’de Fidel Castro ile tanıştım. Amerikalılar bana bir ödül verdi. Kübalılar da veriyordu. Amerikalılara dedim ki; (El hareketi çekerek) ‘Ödülünüz sizin olsun, ben Küba’dakini alıyorum.’ Fidel ve ben Che, Arjantin ve Küba hakkında 5 saat konuştuk. Ve Fidel’e aşık oldum.” Derken, aynı tarihlerde Michael Jordan destek isteyen demokratlara ‘’ cumhuriyetçilerde ayakkabı alıyor’’ diyerek reddetmişti.
Topa iyi depmek dışında hayata dair duruşu olan futbolcuları derledik.
1- Çizgi Metin

“Neden Çizgi Metin” sorusunu şöyle yanıtlıyor 2012’de aramızdan ayrılan Metin Abimiz: Halka en yakın yer neresi? Çizgi. Ben de çizgide beklerdim. Antrenör ve idarecilerin olduğu tarafta oynamayı sevmiyorum. Kapalının önünde oynamamak için bir devre sağ açık, bir devre de sol açık oynardım.
“Mücadele toplumsal ama fatura bireyseldir” sözünün de sahibi, olan Metin Kurt, 1976 yılında Türkiye Kupası yarı finalinde Ankaragücü’nü elediklerinde primleri ödenmeyince ilk grevi başlatır. Kadro dışı bırakılır, futbolu bırakmak zorunda kalır.
2- Fransız Kralı Eric Cantona

Maradona’nın eli varsa Cantona’nın tekmesi var. 5 Ocak 1995 tarihinde oynanan Crystal Palace – Manchester United maçında düdük makarnası bir İngiliz taraftarına yerleştirilmiş tekme, futbol sahalarının unutulmaz görüntülerinden biri oldu. Cantona bu hareketiyle uzun süre ceza aldı ama taraftar kendisine çoktan “The King” lakabını takmıştı. Beşiktaşlıların Pascal sevgisine çok benzeyen bir sevgi futbol izleyicilerinin Cantona sevgisi.
Fransa çapında emeklilik yaşının artırılmasını isteyen reforma karşı yapılan eylemlerde sokak gösterileri yerine tüm eylemcilerin bankadaki paralarını çekmelerini söyleyerek, tüm dünyada kısa bir sessizlik oluşmasına sebep oldu.
3- Comandante Shabani Nonda

Che’nin, ülkesi Kongo’ya yaptıklarını hiç unutmadı Nonda. Galatasaray’da çok tartışılan bir kariyeri vardı. Gol krallığına çıktığı da oluyordu haftalarca boş geçtiği de. Che’ye olan hayranlığını hem giydikleriyle hem de kazandıklarını fakir ülkesinde değerlendirmesiyle gösteriyordu Nonda. Sponsorluk anlaşmasından gelen parayı istememişti, bunun yerine ülkesindeki amatör kulüplere onlarca forma, şort ve çorap gönderdi.
4- Slaven Bilic

Sosyalist bir takım yaratmaya çalışıyorum açıklaması çok konuşulan Slaven Bilic adeta Beşiktaş üzerine özel dikilmiş bir elbise gibi oturmuştu. Gezi eylemleriyle başlayan süreç, şövalye ruhlu semt çocuklarının başına bir talih kuşu indirmişti. Tabii ki ülkemizdeki ömrü uzun olmadı. Hukuk Fakültesi mezunu ve sıkı bir rockçı olan Bilic, İtalyanca, Almanca, İngilizce ve Fransızca’yı akıcı bir şekilde konuşabilen semtin en yakışıklı abisiydi.
5- Bursa’nın filozofu Ivan Ergiç

Savaş yüzünden genç yaşında Sırbistan’dan ayrılmak zorunda kalan Ergiç, işçi olan babasının da etkisiyle futbolun yeni düzenini hep sorguladı. İsviçre Basel’de taraftarın sevgilisi oldu, Bursa’da 4 büyüklerin egemenliği kırıp şampiyonluk gördü. “Neden hakemler gol sevinçlerinde formayı çıkartmaya sarı kart gösteriyor? Forma reklamı görülmüyor diye. Para, futbolun dengesini bozuyor…” Böyle buyurmuştu Bursa’nın en baba adamı Ivan. Sponsor ve menejerleri hep reddetti, elinden geldiği kadar futbolun endüstrileşen kısmından uzak tuttu kendini.
Bursa, Şampiyonlar Ligi’ne çıkınca kente gelen Manchester United’ı seyredebilsinler diye okullardan gizlice 630 çocuğu kale arkasına yerleştirdi. Onun için “Bir çocuğun Bursa’da Manchester United’ı izlemesinden daha önemli bir şey olamaz”dı. Çocukların velilerinden biri biletin kaynağını araştırıp bulunca bunun duyulmasından hayli rahatsız olmuştu.
6- Kırmızı çiçek Cristiano Lucarelli

İtalya’nın en özgürlükçü, anarşist ve solcu köşesi Livorno şehrinden de bir Berlusconi şebekliği beklenemezdi. İşçi hareketinin ve komünistlerin kalesi olan şehir, rönesanstan beri eşitliğin ve aydınlığın merkezi. Kızıl bayraklar şehrin adeta sokak lambaları gibi.
2004 – 2005 Seria A’nın gol kralı Cristiano Lucarelli ise şehrin tam anlamıyla simgesi. Aşırı sağcı ve faşistlerin mekanı olarak bilinen Lazio ile Livorno’nun rekabetinde hakemler tarafından nedense hep kıyılan taraf olmuştur Livorno. Lucarelli “Livorno hakemler tarafından kollanmayan tek kulüptür, çünkü komünisttir” cümlesini gönül rahatlığıyla sarf eder.
Adına şarkılar bestelenmiş Lucarelli, 2009 yılında Adana 5 Ocak Stadı’nda iki işçi şehrinin, iki işçi takımı Adana Demir Spor ve Livorno karşılaşması için ülkemize de gelmişti.
7- Cevat Prekazi

”Ben Tito’nun askeriyim. Bir kere her insan özgür olmak ister. Onun zamanında özgürdük. Pasaportumuzla her yere gidebiliyorduk, sokaklarda serbestçe yaşayabiliyorduk. Herkes birbirine yardım ederdi. Spor ortamını zaten anlattım, maddi olarak sporcuyu çok destekleyen bir sistem vardı.
Her işçi tatile giderdi, zorunluydu bu. Belki harcayacak çok paramız yoktu ama herkes mutluydu, gülüyorduk. Şimdi burada birisi düşse kimse dönüp bakmaz bile. Ölebilir adam orada. Ama o zaman saygımız vardı insanlara.
Demek ki parayla olmuyor her şey. Che Guevara… Aristokrat bir aileden geliyor, bilmeyen yok. Tatil yapayım diye kalkmış motosikletle Güney Amerika’ya gitmiş. Ama orada insanların ne kadar fakir olduğunu görünce dünyası değişmiş. Konfor alanını bırakmış, başka bir yola baş koymuş, bu yolda ölmüş… Tarık ile Taş Mektep’te oturup konuşurduk… İkimiz de aynı kafadaydık; ikimizin de dünyasında Che Guevara vardı.
Sosyalizmi eleştiriyorlar, kötü örnekleri gösteriyorlar. İyiler ne yapmış, baksana…
Politika işte. Her şeyi yapıyor… Sonuç ne?
Kaç bin kişi öldü, kaç bin kişi kaçtı, kaç ev yok oldu. Ne oldu? Faydayı kim gördü? İnsanları ayrıştırıp birbirine düşürdüler. Yok Hıristiyan, yok Katolik, yok Müslüman… Çok mu zor kardeşim birlikte yaşamak? Birbirine saygı göstermek zor mu? Farklılıkları sevmek zor mu? Ne olduğumuz alnımızda mı yazıyor? Ama insanların aklını karıştırdılar. Menfaat, para… Her şey materyalizme döndü, futbol da… Her şey, her şey.”
*Bir kısmı BİRGÜN’den alınmıştır

