YAŞAM

Kayıp Kent: Akmonia

1800‘lerin sonunda Avrupalı gezginlerin keşfettiği fakat ülke gündemine 2000 yılındaki polisiye hikayeleri aratmayacak şekilde çalınması ile girdi. Evet bahsettiğimiz yer Akmonia, Banaz Ahat köyü.
Tunçtan ve pirinçten kendi sikkesini yapabilecek kadar(M.Ö. 60) güçlü ekonomiye sahip, Cicero gibi bir filozofun yazılarında geçmiş, yaklaşık 2500 yıl geriye gidilebilen tarihi olan, Roma İmparatorluğu döneminde imparatorluğun darphanesi olduğu düşünülen, Roma Katolik kilisesi içinde hiyerarşisi içinde olması nedeniyle 1962 ye kadar sembolik de olsa piskopos atanan bu tarihi şehir. Buraya sığamayacak kadar derinliği olan uygarlıktan, pek çoğumuz bir hırsızlık vakasıyla haberdar olduk.
2000 yılında alanda kaçak kazılar sonucunda tespit edilen mozaiklerin koruma altına alınması için Uşak Arkeoloji Müzesi tarafından bir çalışma gerçekleştirilmiş fakat bu kazı sırasında şans tanrıçası Tykhe’nin olduğu bölümün çalınması nedeniyle kazı sonlandırılmış, ve açılan alan naylon ile kapatılmış. Buraya kadar te olumsuzluk çalınma gibi görünse de örtülen naylonun altına ağaç kökleri hücum etmiş ve kalan 200 m2 ye yakın mozaik tekrar sergilenemeyecek kadar tahrip olmuş. Bu alandan geriye namına yakışır şekilde çalındıktan sonra tekrar bulunan Tykhe kalmış. Her şer’de bir hayır vardır ya!
Bu bahse konu uygarlıği görmek için Akmonya kentine gittiğinizde küçücük bir bekçi kulübesinin etrafına düzensiz dizilmiş daha çok Roma döneminden kalan 8-10 adet eser görebilirsiniz. Fakat aracı biraz geriye yada köy içine park edip yere bakarak yürürseniz sürprizlere hazır olun, en kötü tarım faaliyeti sırasında parçalanmış tabak çanak görürsünüz.
Şehri 1883 yılında ziyaret eden William Ramsay mezarların devamlı açıldığı ve taşlarının da yağmalandığından bahsetmiş. Bu tarafta değişen pek bir şey yok! Kaçak kazılar ve Kültür Bakanlığı ilgisizliği devam!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir