YAŞAM

MALLE MAÇI

Her mahallede top oynanabilecek arsaların olduğu ve ailelerin çocuklarını sokağa salabildiği, çocukların öğle yemeğini salçalı ekmekle geçiştirip topun peşinden koşmaya devam ettiği yıllar, bizim çocukluğumuz.
İki üç sokak birleştiğinde iki takım oluşacak yeter sayı bulunurdu. İki yetenekli, ama daha çok top sahibi, tek tek adam seçerek dengeli bir takım oluştururdu. Her gün tekrar eden bu rutinin dışına, diğer sokaklarla yapılan seçme takım maçları ve daha büyük organizasyon malle maçları ile çıkılırdı.
İki iri taşla özel adımlanarak oluşan kaleler, kalecilerin hile yapmasına karşı ara ara tekrar ölçülerek kalibre edilirdi.
Yetenekliler ve top sahipleri forvet, en beceri yoksunları kaleci olur ve her golde fırça yemekten kurtulamazdı. Önceden belirlenen pozisyonlar maç başlar başlamaz unutulur, kaleci hariç topun peşinde xp ekran koruyucu gibi bir kütle dolanır dururdu.
Hep bizi yenip birde üstüne dövmelerine rağmen Yüzbeşler ile maç yapmayı severdik; çünkü kaleleri demir standart kaleydi.
Yetiştirme yurduyla maç yapmaya ise tüm mahalleler korkardı. Sadece top değil, herhangi bir konuda ters düşmek istemezdik. Aksi durumda arkadaşlar tarafından -olum o yurtlu- diye uyarılırdık ve ağabeyleri hemen devreye girerdi! Örgütlü hallerine saygı duyardık.
O dönemi Elif Çongur hoca “Senin Adamın Gol Diyo!” adlı kitabında çok güzel anlatıyor:
“Adaletin, eninde sonunda bir tür uzlaşıyla tecelli ettiği mahalle maçlarının yazılı olmayan, ama tıkır tıkır işleyen kuralları vardır. Üç korner bir penaltı eder mesela. Çoğunlukla 5’te devre olur, 10’da biter. 9-9 olan maç 11’e uzar. Arabanın altına kaçan topu alan oyuna başlar. Maça ara vermemek için gerekirse ekmek arası karnabahar bile yenir. Topu patlatan parasını verir. Maç sırasında uçak geçerse oyun muhakkak durur, uçağa bakılır. Kaleci orta sahayı geçemez. Serbest vuruş kullanılacaksa, top yere konur, üç adım açılınır. Top kiminse forvet odur. Kaleden kaleye gol olmaz. Bire iki girilmez, ayıptır. Patlak top kesilir ve illa ki kafaya takılır. Abanmak yoktur, teknik vurmak makbuldür. Beşlikten atılan gol, iki sayılır gibi. (…) Ama mahalle maçlarının en şahane repliği ‘Senin adamın gol diyo!’dur. Bu replik, tartışmalı gol meselesinin uzadığı zamanlarda, golü yiyen takımın oyuncusu sayesinde söylenir. O kalender oyuncu, ‘Taam, taam gol!’ dediğinde, karşı taraf haklı bir gururla ‘Senin adamın gol diyor!’ der. Gol sayılır, karar herkesin içine siner, şanı o cümleyi kurduranındır. Terazinin şaştığı yerde, adaleti tesis eden o adam olmak, bazen attığın golden çok atmadığın golü kıymetli kılar. O kalenderlik seni efsane yapar.”

Hocanın kaçırdığı durum; ‘taam taam gol’ diye adaleti sağlayan adama yarı sitem, yarı gülerek ‘illa doğrucu mu olacan olum sen’ diyenlerin alıp götürdüğü, doğrucuların köy köy dolandığı bir dünya tam o sıralarda kuruldu. Aylardan Eylül, yıllardan 80…

7 thoughts on “MALLE MAÇI

  • Mehmet Temel

    Klavyenize sağlık hocam

    Yanıtla
    • hamdi avşar

      us haber beklediğimiz haber sitesi mi?

      Yanıtla
      • Hüdai Akcura

        Evet hocam, beklediğimiz ve beklentimiz olan.

        Yanıtla
  • Ali ateş

    Ülkenin her yerinde adı konmamış kuralların olması çok ilginç hakkari den edirne ye aynı kurallar geçerli kalemine sağlık güzel bir yazı olmuş.

    Yanıtla
  • Cemal Gürsel

    Her ne kadar Mahalle Maçlarını Uşakta oynayamayıp , çocukluk yıllarım 62 – 75 arası Sivaslı da geçse de , Doğum Yeri itibariyle Uşaklıyım.
    Güzel bir yazı olmuş, sanırım daha güzelleri de gelecek .
    Selamlar .Kolay gelsin.
    Gürsel

    Yanıtla
  • Usak

    Bizim nesile kadar geldi bu kurallar 83 luyum

    Yanıtla
  • Feridun metin

    Çok güzel bir yazı hocam

    Yanıtla

Usak için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir